cinsel taciz

cinsel taciz “bir kişinin bir başkasını rızası olmadan sözle, gözleriyle veya bedeniyle, cinselliğini hedefleyerek rahatsız etmesi” ; “ bireylerin edep ve iffetlerine yönelik, rahatsız edici nitelikteki hareketlerde bulunması” ya da “mağdurda rahatsızlık yaratacak nitelikte yapılan her türlü cinsel davranıştır
Cinsel saldırı düzeyinde olmayan ancak kişiyi cinsel yönden rahatsız eden davranışlar cinsel taciz suçu sayılarak, cinsel özgürlüğün en geniş şekliyle korunması amaçlanmıştır
Suçun maddi unsurunu, kişiyi cinsel amaçla taciz eden hareketler oluşturur. Bu davranışlar vücut teması olmaksızın mağduru taciz eden, söz atmak, cinsel ilişki teklif etmek gibi cinsel amaçlı hareketlerdir.
Cinsel tacizi oluşturan hareket madde metnine göre mutlaka cinsel amaçlı olarak yapılmalıdır. Madde gerekçesine göre bu hareketler kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliğini taşımamalıdır. Yapılan hareketler cinsel yönden ahlak temizliğine aykırı olmalı ve mağduru rahatsız etmelidir.Bir kişi ya da kişilere yönelik olarak cinsel amaçlı yapılan hareket ani ve tek bir davranışla, sözle olabileceği gibi kişiyi rahatsız edecek şekilde tekrarlayan davranış veya sözlerle de gerçekleşebilir. “Vücut dokunulmazlığını ihlal niteliği taşımayan ve mağdurda rahatsızlık yaratan her türlü cinsel davranış taciz olarak değerlendirilmelidir”
Ceza Genel Kurulu çeşitli tarihlerde verdiği kararlarında cinsel tacizi “ belirli bir kimseye karşı işlenen ve kişinin edep ve iffetine dokunan ani ve hareketler yönünden kesiklik gösteren edepsizce davranışlar” olarak tanımlamıştır
“birey veya bireylerin cinselliklerine yönelen sözlü veya yazılı vücuda temas içermeyen rahatsız edici nitelikte cinsel amaçlı her türlü hareketlerdir.” Bazı durumlarda ima yolu ile yapılan hareketlerle bile cinsel davranış gerçekleşebileceği gibi, süregelen, sıklıkla yapılan hareketlerle veya ani ve tek bir hareketle de bu suç oluşabilir . Bu davranışlar söz, yazı, ses, işaret veya herhangi bir resim ya da cisim göstermek şeklinde gerçekleştirilebilir. Bu davranışlar teknolojik aletler kullanılarak yapılabileceği gibi doğrudan mağdura karşı da gerçekleştirilmiş olabilir . Cinsel taciz söz ile gerçekleştiğinde bu sözlerin mağdurun bilgisine ulaşacak nitelikte olması gerekir. Cinsel taciz suçunu oluşturan hareket, söz ve yazının“mağdurun bilgisine ulaşacak nitelikte olması” veya ulaşmış olması gerekir
Cinsel taciz sayılan hareketlerin mağduru hedef almış olması yeterlidir, mağdura herhangi bir baskı ya da zulüm yapılmış olması aranmaz .
Cinsel taciz sayılabilecek hareketlerin mağdurun vücuduna temas etmemesi gerekir . Aksi halde mağdurun yaşına göre cinsel saldırı ya da cinsel istismar suçu gerçekleşmiş sayılacaktır.
Suçun Manevi Unsuru
Cinsel taciz suçunun kasten işlenmesi gerekir. TCK’nin 105. maddesinde fail açıkça “cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi” olarak belirtildiği için kasten yaptığı cinsel taciz sayılan davranışını, cinsel amaçla gerçekleştirmiş olmalıdır. Bu suçun gerçekleşebilmesi için sanığın özel bir saik olan “cinsel amaç” ile hareket etmesi gerekir.
Failin ne amaçla hareket ettiğine yargıç karar verecektir. Yargıç sanığın cinsel amaçla hareket etmediğine karar verirse, amaca uygun olan hakaret ya da sövme gibi başka bir suçun varlığına karar verecektir
Ayrıca, suçun varlığının kabulü için amacın sadece failin kendisine cinsel yarar sağlaması ile sınırlı olmaması gerekir. Failin başkasına cinsel yarar sağlamak amacı için hareket ettiği durumlarda da suçun varlığı kabul edilmelidir
Hukuka Aykırılık
Kişi cinsel özgürlüğünü istediği gibi kullanabilir. Bu durumda yapılan davranışa rızası varsa cinsel taciz suçu oluşmayacaktır. (TCK madde 26/2)
Geçerli bir rızadan söz edebilmek için kişinin cinsel özgürlüğünü kullanma ehliyetine sahip olması gerekecektir. Ayırt etme gücü olmayan birisinin rızasından söz etmek mümkün değildir.
Cinsel tacizi suçunun oluşması için hareketlerin mağdurun rızası dışında yapılmış olması şarttır
Suçun Fail ve Mağduru
Cinsel taciz suçunun mağduru ve faili, erkek ya da kadın olabilir. Kanunda ve madde gerekçesinde bu konuda herhangi bir ayrıma gidilmemiştir
Cinsel taciz suçunun fail ve mağduru farklı cinsiyetten olabileceği gibi aynı cinsiyetten de olabilir. Fail ve mağdurun medeni halleri bir önem taşımaz, evli ya da bekâr olabilirler.
Suçun nitelikli halinde faille mağdur arasındaki ilişki önem taşımaktadır. Failin, mağdura yönelik cinsel taciz oluşturan davranışını, “…hiyerarşi veya hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan” yararlanarak gerçekleştirmesi halinde verilecek ceza arttırılmaktadır.
2. SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ
Cinsel tacizi oluşturan fiiller, hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden veya aile içi ilişkiden doğan gücün kötüye kullanılması veya aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak gerçekleştiğinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Nitelikli haller arasında sayılan bu ilişkilerde bir güven ortamı vardır ve fail bunun sağladığı kolaylıktan yararlanmaktadır.Cinsel taciz davranışının aile içi ilişkiden doğması halinin aynı aileye ait olma ile sınırlanmayacağını, bir evi paylaşmanın da bu kapsamda değerlendirileceğini belirterek, aynı evi paylaşan üniversite öğrencilerini örnek olarak göstermiştir. Öğrenciler arasında cinsel taciz gerçekleştiğinde, aile içi ilişki olarak değerlendirilecek ve ağırlaştırılmış ceza verilecektir.Eğer taciz nedeni ile mağdur işini terk etmek veya okuldan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan aşağı olmayacaktır.(TCK 105/2) Burada, mağdurun cinsel taciz davranışı sonucunda, işini terk etmek veya okuldan ya da birlikte yaşadığı ailesinden ayrılmak zorunda kalmış olması aranmaktadır
2005 yılında maddede yapılan değişiklikte, “mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise” şeklindeki düzenleme yerine “işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise” ifadesi getirilmiştir.
Teşebbüs
cinsel tacizi oluşturan hareket bittiğinde suç tamamlanmış sayılır ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi beklenmez. Bu suçu oluşturan hareketler bölünebilir nitelikte olduğu hallerde suça teşebbüs de mümkün olacaktır. Cinsel taciz sayılabilecek ifadeleri içeren bir mektup, gönderilen kişiye ulaşmadan ele geçtiğinde bu suça teşebbüs oluşur. Cinsel taciz suçunun mağduru, fail tarafından yapılan ve objektif olarak rahatsız edici nitelikte sayılabilen davranışlar sonucunda rahatsız olmasa da bu suç gerçekleşmiş olur.objektif olarak rahatsız edici nitelikte sayılabilen davranışlardan etkilenmemiş olması suçun tamamlanmasını etkilemez
Mağdur, tek bir davranış sonucu işi terk etmek zorunda kalmış ise yine ağırlatıcı ceza uygulanmalıdır.
İçtima
Bileşik Suç: TCK’nin 42. maddesine göre, biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması nedeni ile tek fiil sayılan suç, bileşik suçtur.
TCK’nin 94. maddesinde düzenlenen işkence suçunun nitelikli halleri arasında, suçun cinsel taciz sayılan bir davranışla gerçekleştirilmesi hali de belirtilmiştir. İşkence suçunu oluşturan davranışın cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi durumunda verilecek ceza ağırlaşacaktır. Bu durumda bileşik suç söz konusu olduğundan sadece işkence suçunun bu nitelikli hali için öngörülen ceza verilecektir. Bu nitelikli hal sadece işkence “cinsel yönden taciz” şeklinde gerçekleştiğinde oluşur. İşkence, cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı şeklinde gerçekleştiğinde bileşik suç oluşmayacak, her suç için ayrı ceza verilecektir.
Zincirleme suç: TCK’nin 43. maddesinde tanımlanan zincirleme suç ilişkisi cinsel taciz suçunda da söz konusu olabilir. Bir suç işlemek kararı ile aynı kişiye karşı değişik zamanlarda cinsel taciz suçunun birden fazla sayıda işlenmesi halinde zincirleme suç varlığı nedeni ile bir ceza verilir.
Cinsel taciz suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmiş ise yine bir ceza verilecektir64. TCK’nin 43. maddesinin 2. fıkrasında, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi halinde zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
Bileşik suçtaki durumun bir benzeri burada da vardır. Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı söz konusu olduğunda zincirleme suçun varlığından söz edilemeyecektir. TCK’nin 43. maddesinin 3. fıkrasında ilgili madde hükmünün uygulanamayacağı suçlar arasında, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı da sayılmıştır.
Farklı kişilere, birden fazla davranışlarla gerçekleştirilen cinsel taciz söz konusu olduğunda mağdur sayısı kadar suç oluşacak ve gerçek içtima kuralları uygulanacaktır.
İştirak
Cinsel taciz suçu için iştirakten söz etmek mümkündür. Bu suça azmettiren ya da yardım eden kişi, iştirakçi olarak cezalandırılabilecektir. Örneğin, cinsel sözler içeren bir mektubu mağdura götüren kişi, yardım eden kişi olarak cezalandırılacaktır.
SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA
Cinsel tacizin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Şikâyet hakkı ise suçtan bizzat zarar gören kişiye yani mağdura aittir.
TCK’nin 105. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen cinsel taciz suçunun nitelikli hallerinin soruşturma ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir.
Cinsel tacizin soruşturulması ve kovuşturulması için şikâyet hakkına sahip olan kişinin bu hakkını altı aylık hak düşürücü süre içinde kullanması gerekir.(TCK madde 73) Bu sürenin başlangıcı zamanaşımını geçmemek koşulu ile cinsel tacizi ve yapan kişinin kim olduğunu öğrendiği andır. Eğer şikâyet hakkına birden fazla kişi sahip ise birisi için hak düşürücü sürenin geçmiş olması diğerlerini etkilemez.
Şikâyet hakkı kullanıldıktan sonra yazılı veya sözlü olarak şikâyetten vazgeçmek imkânı vardır. Şikâyetçi, vazgeçme hakkını bu konuda verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar kullanabilir. Bu hakkı kullandıktan sonra artık yeniden şikâyet hakkını kullanması mümkün olamaz. Suçun iştirak halinde işlenmesi halinde, şikâyetten vazgeçme hakkı tek kişi için kullanılsa da diğer failleri de etkileyecektir. Şikâyetçinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı konusunda tereddüde düşüldüğünde yapılacak bilirkişi değerlendirmesinin ardından yargıç bir karar verecektir. Eğer ayırt etme gücüne sahip olmadığına karar verilirse, yargıç kanuni temsilciyi de dinleyerek şikâyetten vazgeçmenin geçerliliği konusunda bir karar verir. Şikâyetten vazgeçme, sanığın bunu kabul etmesine bağlıdır.
Bu suç için görevli mahkeme, 5235 sayılı “Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun” gereğince, Sulh Ceza Mahkemesidir.
YARTIRIM
Cinsel taciz suçunun yaptırımı, TCK’nin 105. maddesinin birinci fıkrasına göre, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adlî para cezasıdır. Buradaki seçimlik yaptırımda, adli para cezasının sınırları,5560 sayılı Yasa ile CMK’nin 61. maddesine eklenen 9. fıkraya göre, “Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.”
TCK’nin 58. maddesi gereğince, “mükerrirler hakkında hapis cezasına hükmolunur.”
TCK’nin 50. maddesinin 2. fıkrasına göre, hapis cezasına karar verilmiş ise artık bu ceza para cezasına çevrilemez.
Cinsel taciz suçunun nitelikli hali için TCK’nin 105. maddesinin ikinci fıkrasında açıklanan yaptırım ise birinci fıkradaki cezanın yarı oranında arttırılmasından oluşmaktadır.
Mağdurun cinsel taciz nedeni ile işini terk etmek veya okuldan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalması hallerinde verilecek ceza bir yıldan aşağı olmayacaktır. Bu durumda verilecek ceza, hapis cezası olmak zorundadır.
Cinsel taciz suçundan dolayı verilecek ceza belirlenirken, TCK’nin “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları da göz önüne alınmalıdır.
Cinsel taciz suçundan dolayı yapılan yargılama sonunda kararlaştırılan ceza “iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise” CMK’nin 231. maddesinin 5560 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrasında belirtilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” söz konusu olabilir. Yargıç, 6. fıkrada belirtilen koşulların varlığı durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir.
TCK’nin 66. maddesine göre, cinsel taciz suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.